YENİLİKLER

* Spor yapıyoruz. 29 Eylül 2013
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2011

HÜSN-Ü TA´LİL Edb

Osmanlıca lügat:

HÜSN-Ü TA´LİL Edb: Herhangi bir hâdisenin hakiki sebebini saklayarak, güzel ve hayalî bir sebep göstermeye hüsn-ü ta´lil denir. Bu gösterilen sebep hakiki olmamalı, fakat güzel olmalıdır.

Hikmet nedir?



ALINTI KAYNAKLARDAN DERLEMEDİR...

“Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.” (Bakara: 269)

------

İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: "Resûlullah (sav) buyurdular ki: "Şu iki kişi dışında hiç kimseye gıpta etmek caiz değildir: Biri, Allah’ın kendisine verdiği hikmetle hükmeden ve bunu başkasına da öğreten hikmet sahibi kimse. Diğeri de Allah'ın kendisine verdiği malı hak yolda sarf eden zengin kimse." (Buhari, Müslim, İbni Mâce)

---------

وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ وَاسْتَوَى آتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

Ve lemmâ belega eşuddehu vestevâ âteynâhu hukmen ve ilmâ(ilmen), ve kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).

Ve erginlik çağına erişip kemâle erdiği zaman, ona hikmet ve ilim verdik. Ve muhsinleri, Biz işte böyle mükâfatlandırırız.

--------

Hikmet, Allah (c.c.) açısından, eşyanın bilinmesi, tutarlı ve anlamlı bir şekilde icad edilmesi; kul açısından ise, varlıkların bilinmesi ve hayırlı iş yapılmasıdır…

“Hikmet; ‘hükm’ kökünden gelen bir kelimedir ve aynı kökten gelen kelimeler içerisinde en zengin anlam sahasına sahiptir. ‘Hikmet’ sözlükte; kötülükleri ortadan kaldırmak, iyilikleri elde etmek, gerçeği yakalama noktasında ilim ve akılla hareket etmedir.

Cürcânî, Ta'rîfât'ında hikmet için şu manaları verir: ‘Hikmet, kendisinde eşyanın hakikatinden bahsedilen bir ilim; aklın aşırılıklardan uzak, itidal/denge halindeki bilme gücü; ilim, icad ve fiiller; helâl ve haramın bilinmesi; hakka uygun söz; akla uygun ve gereksiz doldurmalardan arınmış söz; amelle beraber ilim.’

Hikmetin şu manalarına da dikkat çekilmiştir: Kur’an, peygamberlik, ilim, anlayış, öğüt, gerçeklik, duyular üstü idrak, iç tatmin, derin derin düşünme, doğruyu en iyi şekilde bulmak ve sunmak, din, dinin inceliklerini kavrama, güzeli kötü olana tercih edebilme yeteneği, kavrayış, aklı gereği gibi işletme, varlığın sırlarını yakalamak.” (Ahmet Kalkan- Kuran Kavram Tefsiri)

İbn Abbâs (ra) hikmet konusunda şu tarifi yapar: "Hikmet, nübüvvet dışındaki isabettir." (Buhari)

Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde hikmet kelimesinin yirmi üç manasını vurgulamıştır. Bunlardan bazıları şöyledir:

-Söz ve fiilde doğruyu tutturma

- Varlıkların özündeki manaları anlamak

- Allah’ın emirlerini anlamak

- Varlık düzeninde her şeyi yerli yerinde koymak

- Doğru ve güzel işlere yönelmek

- Siyasette, Yaratıcıya benzemeye çalışmak. Hâkim olunan kimselere iyi muamele, icraatı zulümden, ikramı cimrilikten, ilmi bilgisizlikten, hoşgörüyü bunaklıktan ayırmak

- Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmak…

Büyük İslam âlimlerinden ve mütefekkirlerinden ‘hikmet’ ile ilgili birçok söz ve menkıbe rivayet edilmiştir. Hepsindeki ortak tema; Allah’a (cc) yaklaştıran ve halkın faydasını gözeten bilgi, söz, davranışlardır diyebiliriz.

Günümüzde biz Müslümanların hikmeti kavrayıp ona göre hareket etmeye çok ihtiyacı vardır. Gerek hak ve batılın bilinmesinde, dost ve düşmanın tanınmasında, gerek insanlarla ilişkilerde ölçüyü tutturmada, gerekse ruhi ve ilmi derinlik kazanmada hikmetli davranmanın büyük önemi vardır. Hikmet pınarlarına sahip olmak çokça okumaktan, tefekkür etmekten, öğrenmiş olduğu bilgi ile Allah’ı (cc) hoşnut edecek amel ve davranışlarda bulunmaktan, bilgisi ve tecrübesi ile insanlara faydalı olmaktan ve tüm işlerinde ihlâslı ve takvalı hareket etmekten geçer. Bir ayet-i kerimede Rabbimiz mealen şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız, Allah size hakla batılı ayırma gücü verir, kötülüklerinizi örter. Allah, o büyük lütfun sahibidir.” (Enfal: 29) Yine Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde mealen şöyle buyurur: “Hikmetin başı Allah korkusudur.” (Tirmizî)

Hayatımızın her alanında hikmeti gözeterek hareket etmeliyiz. Davranışta hikmet, aile hayatında hikmet, toplumla ilişkilerde hikmet, ticarette hikmet, tebliğde hikmet, hükmetmede hikmet, sevgide hikmet, öfkede hikmet, dostlukta hikmet, düşmanlıkta hikmet, savaşta hikmet, barışta hikmet… hikmet, hikmet, hikmet… Çünkü hikmet bizim yitik malımızdır:

"Hikmet, mü'minin yitik malıdır; nerede bulursa onu alır." (İbni Mâce, Tirmizî)

Su değirmeni



" Su değirmenleri, birer birer kapılarını kapattı. İnsanların tatlı hatıraları kaldı, değirmen önlerinde. Sessizlik hüküm sürmeye başladı değirmenlerde. Değirmenlerin önlerinden, ayak izleri silindi. Değirmen taşları, uzun süren yorgunluklarından kurtulmuş gibi derin uykulara daldılar. Örümcekler, saltanatını sürmeye başladı değirmenlerde. Baykuşlar, gecenin sessizliğinde, şarkılarıyla hüzünlere boğdular değirmenleri. Dereler kurudu. Su tükendi, bitti. Değirmenler de bitti. Su sesinde uykular da bitti. Değirmen önünden, avuç dolusu su içmekte bitti. "

Ş.ODABAŞI http://blog.milliyet.com.tr/kazdagli

1957 Sofular doğumlu. Sınıf öğretmeni. Şiir yazarı

---------

Eskiden “su değirmenleri” vardı.

Öküz arabalarıyla, atlarla, eşeklerle değirmene gelenler…

Sıraya girip bekleyenler…

O kadar çok insan değirmen önünde sıraya girerdi ki, kimisinin sırası üç gün sonra gelirdi.

Yatak yorgan getirip yatanlar olurdu.

Değirmenlerde bir avuç unla, kül içinde mayasız ekmekler yapılıp yenirdi.

Değirmenlerin domuzluğundan, şiddetle akan suyun sesi, dönen çarkın sesi, değirmen taşının sesi birbirine karışır giderdi. Değirmenci, dönen taştan dökülen unun diriliğini iki parmağı ile ovalayarak kontrol ederdi.

Değirmen taşının önündeki, un teknesinden, kürek kürek aldığı unları çuvallara doldururdu. Değirmenci tatlı bir telaşın içinde ak saçlı, elbiseleri apak bir adam olurdu.

Böyle ağarırdı değirmencinin saçı başı.

Değirmene girenin yüzü ak çıkarmış, derker ya…

Elektrik çıktı, elektrik motorları çıktı. Mertlik bozuldu.

İnsanlar, büyük kolaylık deyip evlerinin altlarına değirmenler kurdular.

Su değirmenleri, birer birer kapılarını kapattı.

İnsanların tatlı hatıraları kaldı, değirmen önlerinde.

Sessizlik hüküm sürmeye başladı değirmenlerde.

Değirmenlerin önlerinden, ayak izleri silindi.

Değirmen taşları, uzun süren yorgunluklarından kurtulmuş gibi derin uykulara daldılar. Örümcekler, saltanatını sürmeye başladı değirmenlerde.

Baykuşlar, gecenin sessizliğinde, şarkılarıyla hüzünlere boğdular değirmenleri.

Dereler kurudu. Su tükendi, bitti. Değirmenler de bitti. Su sesinde uykular da bitti.

Değirmen önünden, avuç dolusu su içmekte bitti.

Değirmen önünde, ayakları suya sokup sallamakta...

Mayasız, yarısı yanık ekmeklerin, tadı kaldı damağımızda.

Mısır ekmeklerinin kokusu bitti, yitti. Kepekli un bitti.

Değirmenler bitti, değirmenci gitti, derken.

Karşınıza bir değirmen çıkarsa ne yaparsınız?

Ben Yenice’nin bir yerinde, Sarıçayır Köyü ile Taban Köyü yol ayrımında, bir değirmen gördüm.

Sanki, nadide bir tarihi eser bulmuş gibi sevindim. Daldım değirmenin içine. Değirmen çalışıyor.

Hem de su ile dönüyor taşları.

Vallahi içinde değirmenci var. Hem de üstü başı appak, unlu bir adam.

Kolay gelsin, dedim. Değirmen taşı dönüyor. Tekneye un akmakta. Un aktı, biz baktık. Değirmenci bize baktı.

Etrafta, buğday çuvallarıyla dolu… ( naylon, üstlerinde firma adı yazılı yem çuvalları.) Sıra bekliyorlar, öğütülmek için. Gerçi eski kıl çuvallar yok amma, olsun. Bir de ekmek pişirme ocağı var. Çok bekleyen olursa küle gömüp, ekmek pişiriyorlarmış.

Bütün unlar, kepeği ile birlikte giriyor çuvala. Kepekli ekmek özleyenler için bulunmaz fırsat. Sağlıklıdır kepekli ekmek.

Mısır unu bile var. Ne güzel.

Değirmenci, eski günlerdeki gibi sıra bekleyen insanları yanında görmese de, yalnız başına durmadan, suyun ve değirmen taşının şarkısını dinlese de, ekmek gibi bir nimetin oluşmasına katkıda bulunduğu için mutludur herhalde.

Ben bu günlerde bir su değirmeni ve bir değirmenciyle karşılaştığım için çok mutluyum.

Yediğimiz her lokmada, değirmencilerin eli ve alınteri var.

Değirmen canlı. Değirmenci canlı. Ben de canlıyım.

Değirmenin etrafında, kuşlar canlı, otlar canlı. Herşey canlı.

Çünkü su var. Hayat var.

Bir su değirmeni kalmış Yenice’de.

Taban Köyü’den Necati ALTAY, bu değirmenci.

Suyun hayat verdiği, başka bir dönen taş var mı Yenice’de?

Necati ALTAY’dan başka bildiğiniz değirmenci var mı?

Başka su değirmeni var mı?

Koskoca Anadolu’da kaç su değirmeni kaldı?

Suyla gelen mirasımız da yok olmakta, "suyla gelen kültürümüzde" elimizden kayıp gitmekte.

Haberiniz var mı?

Dereler kurudu. Çaylar kurudu.

Çeşmeler kurudu.

Su bitti su.

Bilen var mı?